Mahmut TURSUN

Mahmut TURSUN

Kayseri, Köşe Yazısı, mahmut tursun, Yazar

ATOM KARINCA HİKÂYESİ

Memduh Büyükkılıç, yıllardır “Atom Karınca” lakabıyla anılıyor. Bu lakabı ona bir siyasi kampanya ya da iletişim çalışması değil, temposuna ve çalışma azmine yakından tanıklık eden Kayseri halkı verdi. Çünkü onu makam odasından çok sahada; şantiyelerde, mahallelerde, ilçelerde, tarlalarda ve şehrin en ücra noktalarında gördüler. Gelin bugün, bu şehrin “Atom Karınca”sının yıllara yayılan hizmet yolculuğuna ve Kayseri’de bıraktığı izlere birlikte bakalım. Zira bu hikâyeyi anlatmamak, yalnızca bir başarı öyküsünü eksik bırakmak değil; Kayseri’nin geçirdiği değişimi ve dönüşümü şehir hafızasına kaydetmemek olur.

Bir belediye başkanlığı dönemini anlatırken rakamlar önemlidir. Ancak bazı dönemler vardır ki yalnızca istatistiklerle açıklanamaz. Çünkü geride bırakılan asıl iz; toplantılarda yapılan konuşmalarda, protokol fotoğraflarında ya da makam odalarında geçirilen yıllarda değil, “insanların hayatına dokunan” eserlerde görülür.

Dr. Memduh Büyükkılıç’ın Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığındaki yedi yıllık dönemi de bu açıdan değerlendirilmesi gereken bir hizmet hikâyesidir.

Yaklaşık otuz yıllık siyasi hayatında il başkanlığı, milletvekilliği ve dört dönem Melikgazi Belediye Başkanlığı yapan Büyükkılıç, 31 Mart 2019 seçimlerinin ardından Kayseri Büyükşehir Belediyesi yönetimini devraldı. Bu görev, onun açısından “belediyeciliğe yeni bir başlangıçtan çok” yıllar içinde edindiği tecrübeyi bütün şehre taşıma sorumluluğuydu.

Ne var ki önünde kolay bir dönem yoktu.

Göreve başlamasının üzerinden henüz bir yıl geçmeden dünya, son yüzyılın en büyük salgınlarından biriyle karşı karşıya kaldı. Sokaklar boşaldı, ekonomi yavaşladı, belediyelerin gelirleri düştü, yatırımlar ertelendi ve belirsizlik hayatın her alanına hâkim oldu.

Kayseri’de ise salgınla mücadele edilirken şehrin geleceğine yönelik yatırımlar tamamen durdurulmadı. Sokağa çıkma kısıtlamalarının uygulandığı günlerde asfalt çalışmaları hızlandırıldı, yollar yenilendi ve altyapı yatırımları sürdürüldü. Dezenfektan, maske ve hijyen malzemeleri üretilirken uzaktan eğitim gören öğrencilere tablet desteği verildi, üreticilere tohum ulaştırıldı.

Aynı dönemde Erciyes büyümeye devam etti, yeni kütüphaneler açıldı, Şehir Kütüphanesi hizmete girdi ve Koramaz Vadisi UNESCO Geçici Dünya Mirası Listesi’ne alındı. Kayseri Havalimanı Yeni Terminali ile Anafartalar–Şehir Hastanesi–YHT Garı Tramvay Hattı gibi şehrin geleceğini ilgilendiren yatırımlar da bu zorlu süreçte şekillenmeye başladı.

Pandeminin etkileri henüz tamamen geride kalmamışken Türkiye, 6 Şubat depremleriyle tarihinin en büyük afetlerinden birini yaşadı.

Kayseri, deprem bölgesine açılan önemli lojistik merkezlerden biri hâline geldi. Büyükşehir Belediyesi; personeli, araçları, iş makineleri ve ekipleriyle afet bölgesinde görev aldı. Ancak deprem bölgesine verilen destek sürerken Kayseri’deki hizmetler de kesintiye uğramadı.

Yol, içme suyu ve altyapı yatırımları devam etti. Kırsal destekler, sosyal belediyecilik faaliyetleri, kültür ve spor yatırımları sürdürüldü. Şehir, başka şehirlerin yarasını sarmaya çalışırken kendi gündeminden ve sorumluluklarından kopmadı.

Bu dönemin dikkat çeken göstergelerinden biri de belediyenin yatırım bütçesindeki konumu oldu. Kayseri Büyükşehir Belediyesi, bütçesinden yatırıma ayırdığı pay bakımından 30 büyükşehir arasında üç kez birinci, iki kez ikinci sırada yer aldı. Bu sonuç, kaynakların önemli bir bölümünün doğrudan hizmete ve yatırıma yönlendirildiğini gösteren bir tablo olarak öne çıktı.

Yedi yılın ortaya koyduğu çalışmalar yalnızca şehir merkeziyle sınırlı kalmadı. İlçelerden mahallelere, tarım arazilerinden yaylalara, Erciyes’ten Soğanlı’ya, Kapuzbaşı’ndan Koramaz’a kadar şehrin farklı bölgelerinde yatırımlar gerçekleştirildi.

Ulaşımda raylı sistem ağı genişletildi, katlı kavşaklar ve bağlantı yolları yapıldı, kırsalda yüzlerce kilometrelik yol çalışması tamamlandı. KASKİ eliyle içme suyu, kanalizasyon ve yağmur suyu hatlarına yönelik milyarlarca liralık yatırımlar gerçekleştirildi. On altı ilçeye doğal gaz ulaştırıldı, elektrik hatlarının yer altına alınmasına yönelik çalışmalar yapıldı. Güneş ve rüzgâr enerjisi projeleriyle enerji alanında yeni adımlar atıldı.

Tarım ve hayvancılığa verilen destekler de yalnızca sosyal yardım anlayışıyla sınırlı tutulmadı; üretimi teşvik eden bir kalkınma modeli olarak ele alındı. Tohum desteğinden küçükbaş hayvan dağıtımına, sulama projelerinden biyogaz yatırımlarına kadar üreticiyi destekleyen çok sayıda çalışma hayata geçirildi.

Kültür alanında müzeler, kütüphaneler, kitap fuarları ve restorasyon projeleriyle şehrin geçmişi gelecekle buluşturuldu. Spor alanında Erciyes Yüksek İrtifa Kamp Merkezi uluslararası organizasyonların tercih ettiği merkezlerden biri hâline gelirken kapalı spor salonları, yüzme havuzları, tenis kortları ve amatör spor tesisleriyle şehrin spor altyapısı güçlendirildi.

Sosyal belediyecilikte ise öğrencilerden annelere, ihtiyaç sahibi ailelerden engelli bireylere kadar toplumun farklı kesimlerine yönelik uygulamalar gerçekleştirildi. Ulaşım kartları, sıcak çorba, süt ve kırtasiye destekleri ile engelsiz yaşam projeleri, belediyeciliğin yalnızca fiziki yatırımlardan ibaret olmadığını gösterdi.

Elbette her yönetim dönemi gibi bu dönem de eleştirilebilir, tartışılabilir ve farklı bakış açılarıyla değerlendirilebilir. Ancak üzerinde durulması gereken temel gerçek şudur:

Kayseri, bütün olumsuz şartlara rağmen yatırım üretmeye devam etti.

Pandemiye rağmen…

Depreme rağmen…

Ekonomik dalgalanmalara rağmen…

Belki de bu yedi yılı anlamlı kılan en önemli özellik budur. Çünkü bazı dönemler, şartlar elverişli olduğu için değil; bütün zorluklara rağmen üretim ve hizmet iradesi sürdürüldüğü için hatırlanır.

Bugün Kayseri’nin dört bir yanında yükselen yollar, kavşaklar, kütüphaneler, spor tesisleri, sosyal yaşam alanları, müzeler, millet bahçeleri, altyapı yatırımları ve kırsal kalkınma projeleri, bu dönemin şehir hafızasına bıraktığı somut izlerdir.

Kayseri’nin yalnızca sanayisiyle değil, spor, kültür ve turizm vizyonuyla da öne çıkması; Dünya Spor Şehri ve Türk Dünyası Kültür Başkenti unvanlarıyla anılması da “yıllara yayılan” çalışmaların bir sonucu olarak değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak belediyecilik yalnızca asfalt dökmek, bina yapmak ya da kurdele kesmek değildir.

Belediyecilik; “bir şehrin geleceğine” yön vermektir.

Bir çocuğun kütüphaneye ilk adımını atmasına imkân hazırlamak, bir çiftçinin toprağında yeniden umut yeşertmek, bir sporcunun uluslararası arenaya hazırlanacağı tesisi kurmak, bir öğrencinin tebessümünde ve bir yaşlının duasında karşılık bulmaktır.

Yıllar sonra bu dönem konuşulduğunda yalnızca yapılan yolların, tesislerin ve yatırımların hatırlanması mümkün değildir. Hatırlanacak olan; dünyanın durduğu bir salgın döneminde üretmeye devam eden irade, asrın felaketinde başka şehirlerin yardımına koşarken kendi şehrinin hizmetlerini aksatmayan yönetim anlayışı ve makam odalarından çok şehrin sokaklarında, mahallelerinde, şantiyelerinde, tarlalarında ve yaylalarında geçirilen mesailer olacaktır.

Çünkü bazı insanlar yalnızca görev yapar.

Bazıları ise görev yaptığı şehrin hikâyesine iz bırakır.

48 kez okundu
PAYLAŞ

DİĞER YAZILARI

×